DUYURU

BASINA VE KAMUOYUNA

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 34. Maddede “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” şeklinde vücut bulan anayasal hakkın hukuki dayanağı olmadan kısıtlanması ve akabinde kolluk tarafından herhangi yasal bir dayanağı olmaksızın keyfi şekilde vatandaşlara talimatlar verilip ardından gözaltına alınması demokratik bir hukuk devletinde asla yeri olmayacak muamelelerdir.

İfade özgürlüğü ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri ile ilgili olarak AİHS’in 10. ve 11. maddelerinin uygulanması noktasındaki birçok içtihadında, her kanun dışı durumun,  toplantı ve gösteri özgürlüğüne müdahale gerekçesi olamayacağı ve bu müdahaleyi haklı göstermeyeceği, toplantı düzenleme özgürlüğünün, demokratik toplumlarda korunması gereken temel haklardan olduğunu,  bir toplumu toplum yapan değerlerden olduğu ve bu nedenle de bu hakkı sınırlamaya yönelik müdahalelerin çok dar yorumlanması gerektiği, bu tür toplantılarda gerekli hoşgörünün gösterilmesi, toplanma özgürlüğü ve bu özgürlük çerçevesinde düşüncelerini ifade etme hakkının,  demokratik toplumun temel özelliklerini teşkil ettiği, şiddete teşvik ya da demokratik ilkelerin reddi dışında –bazı görüşler ya da kullanılan ifadeler resmi mercilerin gözünde ne kadar sarsıcı ve kabul edilemez görünebilse de– toplanma ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik,  koruyucu tedbir niteliğinde olan radikal önlemlerin demokrasiye zarar vermekte olduğu, hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik toplumlarda, barışçıl yöntemlerle toplanma özgürlüğünün uygulanmasının öneminin altını çizmiştir. (Djavıt An – Türkiye davası, Başvuru numarası: 20652/92, Paragraf 56; benzer yorum için bakınız: Disk ve Kesk – Türkiye davası, Başvuru numarası:  20 / 38 , ya Ataman - Türkiye davasında, [Başvuru no:74552/01 Pekaslan ve diğerleri – Türkiye kararında [Başvuru numarası: 4572/06 ve 5684/06]Güneri ve diğerleri – Türkiye davası, Başvuru numarası: 42853/98,   43609/98 ve 44291/98, Paragraf 76]

TBMM Kamu Denetçiliği Kurumu 2020 7598 no’lu başvuruya 16. 12. 20020 tarihinde 2020789615-S2098197 sayı numarası ile verdiği yanıtta “22 Haziran 2020 tarihinde baro başkanlarına yönelik gerçekleştirilen kolluk müdahalesinin, “toplantı ve ifadeyi açıklama özgürlüğünün”  ihlaline yol açtığı iddiası açısından BAŞVURUNUN KABULÜNE karar vermiştir.

AİH Sözleşmesinin 46. Maddesi ve Anayasanın 90. Ve 138. maddeleri uyarınca bu kararlara uyulması zorunludur. Bu bağlamda Boğaziçi öğrencilerine yapılan AİHS’ ne ve AİHM’nin ve AYM’nin yerleşik içtihatlarına ve yasalara aykırıdır.

Tekirdağ Barosu geçmişte olduğu gibi bugün de her kimden gelirse gelsin hukuka aykırı tüm işlem ve eylemlerin karşısındadır. Suç oluşturmayan demokratik haklarını kullanan vatandaşlara karşı her türlü baskının son bulmasını, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş’ı, Mevlana’yı yetiştiren, hoşgörünün ve hümanizmin anavatanı olan ülkemizde bu gelenekleri yıkan ve bunlara karşıtlık oluşturan tüm söylem ve davranışların terk edilerek ülkemizin aydınlık yarınlarda kardeşçe yaşaması ülküsünü herkesin sahiplenmesini talep ediyoruz.

                                                                    Tekirdağ Barosu Başkanlığı

© Copyright 2021 - TEkirdağ Barosu - Tüm Hakları Saklıdır